Pırlanta Reklamları ve Ahlak Üzerine

Satış alanında olanlar bilir. Firmalarda asıl teknik işi yapanlardan ziyade en değerli olanlar hep satış ekibidir. Çünkü ne üretirseniz üretin, satılmadığı sürece bir anlamı yoktur. Sattıran da satışçılar olunca, firmalarda en değerli olanlar onlar oluyor.

Peki satış için her yol mübah mıdır? Erasmus için Almanya’dan gelen bir arkadaşıma okuduğu bölümü sormuştum. Business Ethics, yani İş Etiği demişti. Bizde “İş” denen bölüm üniversitelerin işletme bölümleri. Ancak adamlar konuyu bir adım öteye taşımış ve İş Etiği ya da İş Ahlakı bölümü açmışlar. İş yapmayı ahlaklı şekilde yapmayı öğretiyorlar.

Gelelim konumuza. Geçenlerde sinema izlerken öncesindeki reklamlara bakıyordum. Biliyorsunuz, sinemalarda, birkaç sinema hariç, başlangıç saatinden en az 20dk sonra film başlıyor. O arada da reklamlar dolaşıyor tabii ki.

Atasoy’un reklamına çok takıldım. Pırlanta takılarının, özellikle de yüzüklerinin reklamını yapıyordu. Kullandıkları sloganları #taksanayakışanı idi. Buraya kadar herşey çok güzel. Ancak bir değil birkaç sorun vardı:

  1. Reklamın yayınlandığı yer bir sinema salonu idi. Salona gelen çiftlerle ilgilenmiyorlardı. Tek ya da başka bir kadın arkadaşı ile gelen kadınlarla ilgileniyorlardı. “Sevgilin olmasa da, nişanlı ya da evli olmasan da, tek taş var ya o tek taş, sana yakışacağını düşünüyorsan tak” diyorlardı. Arkadaki mesaj buydu. “Sinemaya sevgilinle gelmiyorsan büyük olasılıkla sevgilin yoktur. Diğerlerine bakıp kendini kötü hissetmemek için yüzüğü al, iyi hisset”
  2. İşin içindeki diğer boyut biraz daha ilginç. Bir erkek yüzük takan bir kadına, amiyane tabirle “alıcı gözle” bakar mı? Bence bakmaz. Çünkü zaten o kişinin hayatında birinin sadece sevgili boyutu ile değil, nişanlı ya da evli boyutu ile olduğunu düşünür haklı olarak. Peki sırf kendisine yakışanı taktı diye kadının kısmeti kapanır mı? Bence kapanabilir.

Firmanın amacı doğrudan son kullanıcıyı tavlamak. Onlara önce kötü hissettirmek. Sonra da kendi ürünlerini satarak iyi hissetmelerini sağlamaktı. Sonuçta satış gerçekleştikten sonrası önemli değildi.

Reklam sadece pırlanta yüzük reklamı olsa, o durumda oraya sevgilisi ile gelen erkekleri hedef aldığını düşünebilirdim. O durumda yorumlarım farklı olurdu. Ancak bu kadar sert olmazdı. Tek gelen kadınları hedef alması beni asıl rahatsız eden konu oldu.

Reklamcıların illaki başarılı olmak, ürün sattırmak adına insanların gururları ile oynama hakkını nereden bulduğunu sorguladım önce. Geçenlerde izlediğim 2017 yapımı “Yaşamak Güzel Şey” filminin sonunda reklamcı olan başroldeki kahramanın son reklamında insanlara anlattıkları geldi. Zaten Atasoy’un reklamı ve filmin mesajı birleşince bana bu yazıyı yazdırdılar. Filmi de bu bağlamda tavsiye ederim. Güzel bir aile filmi. İzlenir.

Tekrar konumuza ve biraz daha bu bağlamdaki talebime gelecek olursak, bence İş Ahlakı/İş Etiği bölümü bizim üniversitelerde de açılmalı. Hatta onunla kalmayıp reklamcılık bölümü derslerinin arasına yüksek kredili olacak “Reklam Ahlakı” dersi de eklenmeli. Çünkü satış yapmak, ürün sattırmak tabii ki önemlidir. Ancak ne pahasına olduğunu da düşünmeden olmaz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.