Öğlen Uykusu Hakkında

Ana sınıfına başlamıştım. Daha 5 yaşında bile değilim. Biraz zor olmuştu gerçi okula başlamam. Evi daha çok seviyordum çünkü. Biraz zor olsa da alışmışım. Sabah hemen evin karşısında olan okuluma annem beni götürürmüş. Öğleden sonra da gelip beni alırmış.

Sınıfta arkadaşlarla çeşitli çalışmalar yaparken öğlen zamanı gelince başımı masama koyup uykuya dalarmışım. 1 saat kadar uyuduktan sonra uyanıp tekrar devam edermişim yaptığım çalışmaya. Çalışma dediğim de boyama, resim yapma vs. gibi çalışmalar. İlk günlerde ben başımı masaya koyup uyuduğumda öğretmenim şaşırıp anneme haber etmiş. Annem de benim normalimin bu olduğunu, öğlenleri uyumayı sevdiğimi söyleyince benim ana sınıfım boyunca öğlenleri diğer arkadaşlarım sınıfta resim yapar, boya kalemleri ile yaratıcılıklarını gösterirken ben uyuyormuşum. Ama ne güzel bir uykudur öğlen uykusu.

Hayatımın sonraki dönemlerinde de benzer bir durum oldu. Üniversitede yapamasam da sürekli, arada kestirirdim sınıfta. İş hayatına başladıktan sonra eski dönemi hatırlayıp öğlen araları uyumaya başladım tekrar. İlk zamanlarda şantiyedeki atölyede, masama ana sınıfındaki gibi başımı koyarak başladı. Sonra geriye yayılıp ayaklarımı da masaya uzatarak devam ettim. Size bağlı çalışanların saygısı azalmasın diye bir dönem şantiye pikabını (ufak kamyonet misali) denizin kenarına çekip, klimayı neredeyse son ayarda çalıştırıp şöför koltuğunu geriye yatırıp arabada öğlen uykusu uyudum. Kimse fark etmesin diye kuytu bir yer bulmaya çalışıyordum.

Aradan zaman geçti, şeflik aldıktan sonra ayrı odam oldu. Öğlen araları odamda kapımı kilitleyip yemek sonrası uyumaya başladım. Başka bir dönem, biraz daha rahat uyumak için şantiyeden öğlen arası biraz daha erken merkez ofise giderdik arkadaşlarla. Yemek yedikten sonra hemen eve geçerdim. Evde bazen koltukta bazen de yatağımda en az yarım saat uyurdum. Sonra da dönüp işe giderdim. Ben uyurken arkadaşlar aralarında sohbet ederlerdi. Anlamazlardı benim niye uyuduğumu. İyi gelirdi çünkü bana öğlen uykusu. Öyle söylerdim.

Bir dönem sonra yine şantiyede çalışmaya başladım. Öğlen arasında yemek yemeye giderdim. Sonra yine tek kişilik ofisimde uyumaya. En az yarım saat. Bazen 45dk’ye kadar uzardı bu uykularım. Merkez ofise geçince, yine uyudum öğlenleri. Departman değiştirdim. Öğlen uykularım yalan oldu, 6-7 ay kadar böyle geçti.

Sonra başka bir şantiyeye başladım. Öğlen araları önce yürüyüş yaptım burada. Yemekten sonra 3-4km yürüyordum. Çok iyi geliyordu. Hem de soğukta dahi yürüyordum, kışın yani. Yağmurlar başlayınca, ıslanmamak için biraz ara verdim yürüyüşe. Öğlen uykularım geri geldi. Çok tatlıydı öğlen uykusu. İşyerinin karşısındaki spor salonuna yazıldım. Millet öğlen araları oraya gidip spor yapardı. Ben ise dinlenme salonunda üstümü çıkarıp rahat bir şekilde uyurdum. O kadar keyifli idi ki o öğlen uykusu, yerini hiçbir şey tutamazdı. 2 sene civarı öğlen uykularım orada geçti. Yalnız öyle kıyafetimle değil, üstümü çıkarıp öyle uyurdum. Bazı arkadaşlarım “Manyak mısın öyle uğraşıyorsun her öğlen arası? Ben hayatta uğraşmam.” tarzı yorumlar yapıyordu. Yalnız kıyafet ile uyumakla üstünüzü çıkarıp uyumak arasında çok bariz fark var.

Uyumak derken tamamen dalıp gitmek de gerekmiyor aslında. Başınızı yastığa koyup, gözlerinizi kapatıp, hiçbir şey düşünmeden öyle yarım saat de geçirebilirsiniz. Bunda hiç problem yok. Yine bedeniniz ve zihniniz topluyor kendisini ve rahatlıyor. Enerji seviyesi yeniden yükseliyor. Yalnız yemekten sonra değil, önce uyumak gerek. Sonra olunca reflü, hazımsızlık gibi hastalıklara da davetiye çıkarabiliyorsunuz.

Gelelim hikayemin devamına. Salon batıp kapanınca yine masamda uyumaya başladım. Ayaklarımı yandaki koltuğa uzatır, geriye yaslanıp uyurdum. İki büklüm olunca, uyunmuyor. Çok zor ve keyifsiz oluyor çünkü. Uyku keyifli olmalı. Kimi dönem revirde dahi uyuduğum oldu. Maksat dinlenmek olsun.

Şimdi soracaksınız, niye bu kadar uzattın bu yazıyı, habire bize uyuduğunu anlatmak için mi? Hem evet, hem hayır. Öğlen uyuduğum zaman ciddi olarak enerjimi topluyordum. Çok basit gelecek bazılarınıza. Büyük bir kısmınız uzaydan geldiğimi dahi düşünebilir. Çünkü günümüzde öğlen uykusu uyuyacak yer bulmak imkansız. Halbuki birçok ülkede, birçok global çalışan firmada durum farklı. Adamlar öğlen uykusu için ayrı yerler dahi yapıyor. Çalışanları biraz daha rahat etsin. Performansları artsın diye. Özel uyku alanları. Duyanlarınız vardır mutlaka.

Bu yazıyı yazma amaçlarımdan biri de öğlen uykusunun siz her ne kadar aksini düşünseniz de imkansız olmadığı. İsterseniz öğlenleri uyumak için bir şekilde bir çözüm bulabileceğinizi farklı örneklerle anlatmak. Tabii ömrünüz bir bankada, kamu kurumunda masabaşı çalışarak geçmiyorsa, umut yine vardır. Öyle durumlarda dahi, kendinize öğlen arası “kestirecek” bir yer bulmanız imkansız değil. Revirdeki yatak olur, masanız olur, koltuk olur. Yatak olur. Her yer olabilir. Maksat en az 15-20dk sessiz bir yerde gözlerinizi kapatıp dinlenmek. Başka bir şey değil.

Fotoğraftaki kedi de uyuyor. Hem de dünya yansa umrunda değil. Siz de öyle uyumak istersiniz bence.

Hadi size iyi uykular.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.