Metrobüse Binme Olimpiyatları

Metrobüs demişken yüzlerce insanın olduğu kalabalığın dışında gün batımı da düşünülmeli bence. Alın size iş çıkışı metrobüsten indikten sonra beni karşılayan manzara..

Artık devir değişti.

Devir metrobüs devri.

Karayolunda tamamen izole şeritlerde giden normalden nispeten daha uzun otobüslere metrobüs demişiz. Böylece de metrobüsümüz olmuş. Metronun kendi bağımsız yolu var ya, ondan sanırım. Gerçi Washington DC’de metrobüs gördüm ama bildiğiniz otobüstü oradakiler. Kendilerine özel şeridi dahi yoktu.

Bizim metrobüsümüz başka ama. Kendi şeridi var. Aranızda metrobüsü kullanmayan var mı? Her insanın hayatında en az bir kere binmesi gerekiyor bence metrobüse. Müthiş bir deneyim çünkü. Resmen hayatta kalma savaşı veriyorsunuz. Hele de yanınızda kız arkadaşınız varsa. Off off.. O zaman durum daha bi vahim. Onu kollarınızın arasına alıp korumanız lazım. Arkanızda değil de, önünüzde tutarsınız. Kollarınızla iki tarafından dokunmaları engellemeye çalışarak. ‘’Çekilin, çekilin, kız arkadaşımla geliyoruz!’’ der gibi bazen.. Erkek arkadaşınız yanınızdaysa da nispeten daha rahat edebiliyorsunuz.

Durum bazen çok ilginç de olabiliyor, yanınızdaki kız arkadaşınız kız arkadaşınız değil de normal arkadaşınızsa. O zaman bi samimi olmadan koruma çalışmaları oluyor. İşler iyiden iyiye karışabiliyor.. Bir yandan onu korumaya, kollamaya çalışırken diğer taraftan da çok samimi olmamaya çalışıyorsunuz. Hani yanlış anlaşılmamak için, başka amacımız yok.

Metrobüs İstanbul’un en aktif güzergahında: E5 ya da yeni adıyla D100 karayolunda Beylikdüzü’nden Anadolu yakasındaki Söğütlüçeşme’ye kadar gidiyor.

İETT’nin kendi sitesine göre günlük 800.000 yolcu biniyormuş bu metrobüse. Diğer bilgiler daha netken burada yuvarlak sayı verilmesi bana biraz daha fazla olduğu izlenimini vermiyor değil hani. Biraz araştırmak lazım..

Şimdi şehrin ana arterinde ve bir uçtan diğer uca gitmek istiyorsanız bu hattı kullanmak isteyen diğer yüzbinlerce insanla da aynı hattı kullandığınızı unutmamanız gerekir. Sabah ve akşam, özellikle mesai saatleri öncesinde bu hatlara insanlar binmek konusunda oldukça zorlanabiliyor.

O zaman bu yazının amacına, metrobüse binme yöntemlerine gelelim. Mesela Zincirlikuyu’da akşam mesai bitiminde, 17.30-19.00 arasında Beylikdüzü istikametinde, metrobüse insanların üstünden atlamadan nasıl bineceğiz? Şöyle:

Bir kere sakın ha önlere gitmeyin. Arkalarda durmak lazım. Yani 3. Ya da 4. Metrobüse binmeye çalışın.

Kapıya denk gelmeye kesinlikle çalışmayın.

En önde durabileceğiniz bir yerde durun.

Otobüslerin hepsinin boyu aynı uzunlukta olmadığı için her yere denk gelebilir kapının yeri. Bir sonrakine gelince farklı bir yerde duruyor çünkü. Araba gelirken kapının yaklaşık nerede duracağına hesaplayıp ona gore sağa ya da sola azıcık daha yanaşabilirsiniz.

Metrobüs tam geldiğinde de son bi adım ile kapıya en yakın yere doğru hamlenizi yaparsınız. Malum, oturmak için akıllı davranmak lazım. Alternatifi insanları itip kakmak. Onu yapamayacağım için ben de aklımı kullanıyorum işte. Ama yanaşamıyorsanız da sorun yok. Gerekirse bir sonrakini bekleyebilirsiniz. Amaç metrobüse kimseyi itip kalkmadan, medeni bir insan gibi binmek ve metrobüste oturmak.

İçeri girince de, şuraya ya da buraya oturayım diye düşünmeden doğrudan ilk bulduğunuz boş yere oturun. Bu arada otobüslerde en arka en fazla boş koltuğun bulunduğu yer olduğu için daha çok arkalara yanaşın. Bu arada ters oturmayla sorununuz yoksa öncelikle onlara hamle yapabilirsiniz. Ne de olsa onlara insanlar en son oturmak istiyor. Ve otobüs ani fren yaptığında hiçbir şekilde keyfiniz bozulmaz.

Bir de metrobüste arkadaş olmalar, yakınlaşmalar var. Elinde telefonunla oynamak istemezsen, kitap okumak istediğinde de uykun geliyorsa ya karşına bakarsın boş boş, ya da yanındakiyle sohbet edersin. Hele sohbet güzel de gidiyorsa, değme keyfine. Yalnız sonra ineceğin durağa gelince birden inmeye davranırsın. O kişinin telefonunu dahi almadan. Daha sonraki birkaç gün, belki hafta da o kişinin daha once bindiği durağa gidip tekrar binmesini beklemekle geçer.. Ve o kişi genelde de binmez.. Hayat bu.

Birkaç yıl önce başımdan geçen bir anektodun sırası şimdi. Otobüsün orta kısmında ters oturuyorum. İki kız bindi arkadan. Biraz ilerleyip yer bulamayınca yanımda dikilmeye başladılar. Bense kitabımla meşgulüm o sırada. Ama kulak da veriyorum konuşmalarına. Bir yerde kızlardan biri diğerine:

-Biraz daha arkaya gideyim mi? dedi.

Diğeri ise:
-Ne var arkada? dedi.

Öteki:
-Yaslanacak yer.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.