En Ucuz Eşya Yarabandı – 10 Adet 1 Lira

Türkiye’de en ucuz şey yarabandıdır. 10 adet Santavik marka yara bandı senelerdir hep 1 lira.

Bu akşam bir arkadaşımla konuşurken fark ettim bunu. Memleketteki en ucuz ürün birim fiyat bu yara bandına ait. Farkına varmadıysanız ben söylemiş olayım. Neden kaynaklanabileceğini düşününce aklıma geldi. Bizde önleme yoktur ki. Yara sarma vardır. Mesela Soma’da madende 301 insan yitti. 301 can. Onların ailelerini düşünün. Çocuklarını, eşlerini, anne-babalarını düşünün.

Maden kazasının hemen sonrasında devlet kurumları hemen olay yerine gitmişti. Hatırlarsınız. Bu tüm medya organlarında “Devletimiz tüm imkanlarıyla yaraları sarmaya çalışıyor” minvalinde birçok söylem geldi. Ve yine hatırlarsınız, “Bunlar olağan şeylerdir” dendi. “Fıtrat”ında vardı madencilerin iş kazası ya da iş cinayeti sonrasında ölmeleri. Önlemeye dair en ufak bir çaba yoktu. Yani “iş kazası” normaldi.

Geçenlerde yine İzmir’de deprem oldu. Birçok bina yıkıldı ve hayatlar kayboldu. Aileler yok oldu. Ve yine devlet kurumları olay yerindeydi. Belediye ile koordinasyon vs konusuna hiç girmiyorum. Sonuç yine olay olduktan sonra, yani deprem sonrasında “yara sarma” gerçekleştirildi.

1999 depremini o tarihte İstanbul’da olanlar hatırlar. Kimi tahminler 50bin insanın hayatını kaybettiğini söyledi, kimi başka tahminler ise 75bin dedi. Resmi olarak ise 18.373 kişinin hayatını kaybettiğini söylüyor. Orada devlet yaraları saramadı yeterince. MHP’nin “Biz bize yeteriz” dediğini hatırlıyorum halen daha. Yunanistan ilk yardım teklifini öneren ülke olduğu zaman bu cevabı vermişti. Depremin hemen sonrası en kritik zamandır halbuki, kayıpları azaltmak için.

Diğer detaylara girmeyeceğim. Sonraki senelerde, dediğim gibi, devlet hep yara sarma konusunda uzmanlaştı, uzmanlaşmaya çalıştı. Van ve Elazığ depremlerinde de. Birçok terör saldırısında da, devlet hep yara saran oldu. Yani yarabandı satan adam konumunda yerini belirledi. Benim açımdan devlet “Ben çok iyi yara sararım” dedi. Asıl soru şu:

  • Devletin asli görevi yara sarmak mıdır?

Japonya’ya gidelim. 7’nin üzerinde büyüklükte depremler sık meydana geliyor orada. Ve hayat her zaman gayet normal şekilde akmaya devam ediyor. Fukuşima’da nükleer santral kazası sonrasında şöyle bir açıklamayı hatırlıyorum:

  • Biz hep planlarımızı 100 yıllık yapardık. Ama böyle depremler 1000 yılda bir gerçekleşiyormuş. Biz de nasıl olacağını bilemediğimiz için bundan sonraki planlarımızı 1000 yıllık yapacağız.

Buna ben en basit tabiriyle “vizyon” diyorum. Bizde olmayan yani.

Ya da ABD’ye gidelim. Dünyanın en büyük istihbarat teşkilatına sahip olan ülkeye yani. Terör saldırıları orada da oluyor.  Ama nadiren. Nedeni ise asıl çabanın her daim “önlemeye dair” işlemesi, “yara sarmaya” değil.

Çünkü yara sarmak aslında en kolayı ve en ucuzu. Ve, sıkı durun, politik anlamda “en çok prim yapan”. Sağlam bir “yara sarma” teşkilatı kurarsınız. Çok ucuza mal olur. Kaza olduğunda, deprem gerçekleştiğinde, fıtrat dersiniz adına, kaza dersiniz, doğal dersiniz. Sonra o kurduğunuz altyapı ile yara sararsınız. 10 adedi 1 liraya mal olur gerçekten de. Ama önlemeye çalıştığınızda 1000 lira harcamanız gerekebilir. Aksilikler, terör saldırıları, depremler, doğal afetler olduğunda can kaybı çok asgari seviyededir. Hatta bazen hiç olmaz.

Ve..

Sıkı durun..

Politik getirisi çok azdır.

Güzel yanı ise..

Yine sıkı durun…

Canlar kaybolmaz.

Kritik soru ise şu:

  • Can kurtarmak mı amacınız yoksa politik açıdan prim yapmak ve daha fazla oy kazanmak mı?

Doğal afetler, adları üzerinde doğal afet. Ama bir de aklımız var. Kullanmak gerek onu. Saksı niyetine taşımaktan ziyade.

Hayatları da yok olmadan kurtarmak lazım. Sonradan “kurtarmaya çalışmak” değildir devletin görevi, bence.

Sorum şu: “Herşey olup bittikten sonra hayatları kurtarmaya çalışmak mı yoksa vatandaşlarınızın güzel yaşamasını temin etmek mi asıl amacınız, yoksa ….?”

Noktaları doldurmayı size bırakıyorum.

You may also like...

1 Response

  1. Rojan dedi ki:

    Çok güzel bir analiz , tebrikler !

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: