Birey Olmak, Birey Olabilmek

Birey dediğin kendi doğruları olmalı. Bu doğrular üzerine bina etmeli kişiliğini, insanlığını. Doğru bildiği konuların aslında yanlış olduğunu öğrendiğinde doğrusunu değiştirmekten korkmamalı. Mesela diğer insanlardan üstün olduğunu düşündüğünde aksini biri ispatladığında kendisinin de sıradan biri olduğunu fark edebilmeli. Söylediğinin arkasında durabilmeli. Yanlış yaptığı zaman, yanlışını kabul etmeli ve özür dilemeli. Sadece özür dilemekle de kalmamalı. Cezasını da çekmeli. Ceza dediğim illaki hapis ya da para cezası demek değil. Sevdiklerinin güvenini kaybetmek bence çok daha büyük bir cezadır mesela. Özür dilemek de öyle kuru kuru olmamalı. Ciddi olarak, içten, kalpten bir özür olmalı. Yaptığı yanlışı kabul eden bir özür. Hatasının cezasını çekmeyi göze almış bir özür.

Kişi apolitik olmamalı. Politik olmalı. Çünkü politik olmak demek hayatla, düzenle, dünyayla ilgili görüşleri olmak demek. Siyasi partilere üye olmak ya da herhangi bir siyasi partiyi desteklemek değil illaki. Politik olan kişinin kendi doğruları var demektir. Oy verdiği parti/parti lideri doğru söylüyorsa doğru söylediğini, yanlış söylüyorsa yanlış söylediğini kabul edebilmeli. Kendi görüşlerine hitap etmiyorsa farklı partileri değerlendirebilmeli. Takım tutar gibi parti tutmamalı mesela. Ya da aileden yadigar partiye oy vermemeli körü körüne. Kişi dediğin birey olmalı. Kendi görüşleri olmalı yani.

İnsan birey olmalı. Kendi kararlarını alabilmeli. Hem de öyle 18 yaşına gelmeden, mümkün olduğunca. Basit konularda içinden geldiği gibi hareket edebilmeli. İçinden geleni anlamalı, anlamlandırabilmeli. Ona göre karar vermeli. Büyük, önemli konularda ise “ben bilirim” dememeli. Gerekirse etrafında o konuda bilgili olan herkesten görüş almalı. Ama sonuçta kendi bildiğini okumalı. Aldığı kararın sonucu iyi de olsa, kötü de olsa sonucuna katlanmalı ve dik durabilmeli.

İnsan dediğin omurgalı olmalı. Omurga sağlığı çok önemlidir. Çok eğilip bükülürse sonra “Ağaç yaşken eğilir” sözüne döneceğini bilmeli. Verdiği kararların, ağzından çıkan sözün arkasında durabilmeli. Söylediğini inkar etmemeli. Başkalarını suçlamamalı, “Beni kandırdılar” dememeli mesela. Kandırıldıysa dahi “Ben izin verdim ve o nedenle beni kandırabildiler” deme cesaretini gösterebilmeli. Yalnız cezasını yine de kendisi talep etmeli. Kandırılmış dahi olsa sorumluluğun kendisinde olduğunu unutmamalı.

Kişi adil olmalı. Sadece kendisine, çevresine değil, herkese, her canlıya karşı adil olmalı. Yargılamamalı. Yargıç ya da tanrı olmadığının farkında olmalı. Vicdanlı olmalı. İşine gelen şekilde değil, gerçekten de vicdanının emrettiği şekilde yapmalı, ne yapıyorsa. Hak yememeli. Kendi için ne istiyorsa başkaları için de onu istemeli.

İnsan anlamalı. Anlamak demek karşısındakine hak vermek, karşısındakinin söylediğinin doğru olduğunu kabul etmek anlamına gelmediğinin farkında olmalı. Çünkü herkesin birbirini anladığı zaman dünyanın çok daha anlayışlı insanlarla dolacağını bilmeli.

İnsan hayatı sorgulamalı. Düşünmeli. Tartmalı. Değerlendirmeli. Karar vermeli. Uygulamalı. Bahane bulmamalı. Vicdanlı olmalı mesela. Kendi işine gelmese de vicdanının söylediğini yapmalı. Yanlış şeyleri yapabilme gücünü kendinde bulmak için bahane uydurmamalı.

İnsan dediğin dindar olsun ya da olmasın, ahlâklı olmalı. Herşeyin başının iyi ahlak olduğunu unutmamalı. Zamana, koşullara, içinde yaşadığı topluma bağlı olmamalı bu ahlakı. Mesela temiz olmalı. Yere çöp atmamalı. Dünya üzerindeki her insanın eşit olduğunu unutmamalı. Dini, dili, ırkı, cinsel yönelimi ne olursa olsun, hiç kimsenin bir diğerine karşı üstünlüğü olmadığını unutmamalı. Her kim olursa, ne kadar varlığı olursa olsun kendini diğer insanlardan üstün görmemeli. Herkesin düştüğü kadar kalktığını da bilmeli. Zamanın, hele de yarının ne getireceğini kimsenin bilme şansı olmadığını idrak edebilmeli.

Kişi yalan söylememeli. Söylediği yalanların bir gün kendini bulacağını bilmeli. Dünyada tek yaşayan kendisi gibi düşünüp sadece kendi çıkarını düşünmemeli. Ancak herkesin iyi olduğu bir dünyada rahat ve düzenli bir hayat sürdürebileceğini bilmeli. Komşusu aç yatarken tok yatmamalı mesela. Dünyanın bambaşka bir yerindeki insana yardım etmek yerine önce etrafındakilere yardım etmeli. Sevgiyi çoğaltamalı, üzüntüyü azaltmalı. Ya da en azından üzüntüyü azaltmaya çalışmalı.

Birey doğada yalnız olmadığını unutmamalı. Dünyanın, doğanın efendisi olduğunu da düşünmemeli. Doğadaki tüm canlılara kendisine verdiği değeri verebilmeli. Teknolojinin ne kadar ileri olursa olsun doğanın gücünün her daim daha üstün olduğunu unutmamalı. Paranın yenmeyeceğini bilmeli. Ve mezara götürülemeyeceğini de.

Güzel insan olmalı anlayacağınız..

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: