Mentor, Diğer Adıyla Akıl Hocası

Bir sene boyunca uğraşmış, çalışmış ve sonuçta da gitmeye hak kazanmıştım. Köln’e gönüllü olarak gidecek, 1 sene kalacaktım. En güzel yanı da tüm masraflarım karşılanacaktı. Gidişime yaklaşık 1 ay kala bir eposta geldi mentorumdan. Daha önce 5 sene İstanbul’da hemşire olarak çalışmış bir Alman kadındı.

“Merhaba Azem, ben Monika. Ekmek çok pahalı burada. Biliyorum siz ekmeği çok seviyorsunuz. Aklında bulunsun” dedi. Zayıf olduğumu düşündüğü bir alanda beni uyarmıştı. Ben de yumruk kadar ekmeğin 25 cent olduğunu öğrenince kahvaltı haricinde ekmek yemeyi bıraktım. Oradayken daha iyi zaman geçirmeme fayda sağlayacak daha birçok farklı bilgiler de verdi bana Köln’le ilgili.

Mentor kavramıyla ilk tanışmamdı bu. Akıl hocam, bir nevi danışmanım olacaktı Monika, ya da kısaca Moni.

Bana yapmak istediklerim, neyi nasıl yapabileceğim konusunda bilgi veriyor, bana oranın adetlerini, geleneklerini anlatıyordu. Noel, Köln Karnavalı, Paskalya ve benzeri dönemler özellikle. Avrupa deyince çok da öyle gelenek yok sanmayın. Kıyafet olarak hepsi birbirinin aynı olabilir batılı ülkeler ama gelenek göreneklerine halen daha dört elle sarılıyorlar.

Hayatımın geri kalanına baktığımda ise asıl mentorum olarak annemi görüyorum. Beni bir sağlık memuru olmaktan kurtaran insandı annem. Üniversite okuyacak benim oğlum demişti. Mentor deyince sizi bilmem ama benim aklıma aklıma biraz daha vizyon sahibi, tecrübeli ve bilgili insan geliyor. Ne konuda başım sıkışsa, ne zaman ne yapacağımı şaşırsam, hep bana yol göstermiştir. Kimi konularda bilgi sahibi değildi. O zamanlarda dahi bunu kabul eden ve beni danışabileceğim birine yönlendirmeyi de ihmal etmeyen bir mentordu kendisi.

Diğer bir mentorum ise kuzenim, iş hayatımın başındaki şefim, son projemdeki müdürüm, ayrıca meslektaşım oldu. Daha iş hayatımın başındayken bana doğrudan ne yapmam gerektiğini söylemek yerine güçlü yanlarımı görmemi sağlayan, karşılaştığım sorunlara ise çözüm bulmamı sağlayan insandı kuzenim. Mesela bir seferinde, daha 24 yaşındayım, babam yaşındaki makine formenine saygıdan kalkıp yerimi vermiştim. O da birkaç dakika sonra gelen oğlu yaşındaki şefine yer vermişti. Herkes gittikten sonra kuzenim bana öyle şiddetli kızmıştı ki, neye uğradığımı şaşırdım. Meslek hayatında, hele de inşaatlarda hiyerarşi çok önemliydi. Dikkat etmezsem o dünyada barınamayacağımı anlattı bana. O uyarısından sonra bir daha da aynı olmadım. Büyüklere saygı ile işyerindeki ast üst ilişkisinin çok başka kavramlar olduğunu o zaman öğrendim.

Toastmasters’a katılmam ise sanırım 2013 sonlarında oldu. O dönemden bu yana da elimden geldiğince devam etmeye çalışıyorum. Benim birebir hiç mentorum olmadı bu organizasyonda. Ama aynı zamanda çok mentorum da oldu. Ayfer, Özer, Doğukan vb. İlk girdiğimde özellikle Doğukan’ın katkılarını unutamam. Beni zaten JCI’dan bildiği için katılmamın iyi olacağını düşünmüştü. Öyle de oldu. Sonra konuşma yaptıkça gelişimimi takip edip bana eksik olduğum yönlere dair geri bildirimlerde bulundu. Biraz daha geniş çaplı geri bildirimlerdi bunlar. Dikkat etmem gereken, kendimi geliştirmem gereken konular. Herhangi bir konuda aklıma bir şey takıldığında her daim cevabını bulurdum Doğukan’da.

Bir de Deniz tabii ki. Aramızdaki en deneyimli toastmaster. Kendisinden de birçok konuda destek talebime sürekli karşılık buldum. Onun mentorluğu da paha biçilmezdir.

Toastmasters bünyesinde biraz daha çömez (yetenekli, hevesli, zeki ama deneyimsiz olanından) ve mentor ilişkisi anlayışı var. Çömez mentoru ile zaman zaman bir araya gelir ve yaşadığı/karşılaştığı sıkıntılara birlikte çözüm bulmaya çalışırlar. Bu bağlamda zaman içinde edindiğim tecrübeleri süreklilik arz etmese de aramıza yeni katılan arkadaşlarla paylaşıyordum. Buraya gelene kadar tabii. Bundan sonrasındaki süreçte de uzaktan da olsa yine devam edeceğim.

Mentor-çömez ilişkisi biraz daha usta-çırak ilişkisi gibi. Yalnız burada talebin daha çok çömezden gelmesi gerekiyor bence. Talep olunca destek olacak çok insan olduğunu biliyorum bünyemizde. Bu nedenle de konuşmamın sonlarına gelirken özellikle hem yönetime bu dönemin başlarında başlattıkları mentorluk uygulamasını devam ettirmelerini ve yeni arkadaşların da deneyimli arkadaşlardan mentorluk almalarını şiddetle ve sevgiyle tavsiye ediyorum. Bu sayede kulübümüz çok daha iyi yerlere gelecektir.

İyi akşamlar.

Not: Bu yazı aslında İstanbul Türkçe Toastmasters Kulübü’nün 13 Nisan 2020 tarihinde çevrimiçi olarak Zoom platformunda gerçekleştirilen toplantısı sırasında yaptığım hazırlıklı konuşmanın metnidir. Son birkaç ufak dokunuşla birlikte burada da paylaşıyorum. Toastmasters hakkında bilgi sahibi olmak isteyenler o konuda yayınlayacağım yazıyı biraz beklemeleri gerekecek. O arada https://www.toastmasters.org sitesine de göz atabilirler tabii ki.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.