İyi Bir İnsan Mısın?

Kitap okuma
National Theatre'da kitap okuyan kadın.

Bir akşam annemle sohbet

Seneler önceydi. Bir akşam annemle konuşuyordum. Uzak bir akrabası olan bir kadın ile sohbetinden bahsetti. Bu kadın 8 defa evlenmiş. Kimi evliliğinde kocasından boşanmış, kimisinde ise kocası ölmüş. Ve her seferinde yeni bir evlilik yapmış. Annem de merak etmiş kadının hayatını ve sormuş:

– Abla, kocalarından hangisi en iyiydi sana karşı?

– Hepsi aynıydı kızım.

– Nasıl yani? 8’i de aynı mıydı? Nasıl hepsi aynı olabilir?

– Evet kızım, hepsi aynıydı?

– Nasıl olur?

– Ben hepsine karşı aynıydım da ondan kızım. Hepsine aynı davrandım. Onlar da bana aynı şekilde davrandılar.

Bu sohbet beni geçmiş ilişkilerim üzerine düşünmeye sevk etti. Haklıydı kadın sanırım. Yaşadığım ilişkilerimde hep benzer sorunları yaşamıştım. Çünkü ben bendim. Yaklaşımım da benimdi, aynıydı. Hepsine karşı hem de. Böylece onlar da bana aynı yaklaşmışlardı. Sadece romantik ilişkilerimde değil, arkadaşlık ve ailevi ilişkilerimde de durum pek farklı değildi. Benim davranışlarım bana karşı olan davranışlarla hemen hemen örtüşüyordu. Ne ekersem onu biçiyordum diğer bir deyişle.

İyi mi, kötü mü?

Sonra geçen yaz yaşadığım bir sohbet aklıma geldi. 20’li yaşlarının ortasındaki bir genç kadınla dans ediyordum Thames Nehri yanında. 1 seneden uzun bir süredir tanıyordum bu kadını. Bir akşam dans ederken:

– Sen çok iyi bir insansın, dedim.

– Hayır, değilim, dedi.

– Nasıl yani?

– Aslında ben hiç iyi biri değilim. İnsanları çok terslerim. Gülmem çok fazla. Genelde kaba ve ters davranırım insanlara karşı.

– Ama bana karşı öyle değilsin.

– Evet, tabii ki sana karşı öyle davranmıyorum. Çünkü sen iyi birisin. Bana iyi davranıyorsun. Gülüyorsun. Dans ediyorsun benimle. Ben de sana aynı şekilde davranıyorum.

Bu sohbet bana insan ilişkileri konusunda bir aydınlanma yaşattı. Biraz düşününce, annemle yaşadığım sohbet de aklıma geldi. Sen nasıl olursan başkaları da sana o şekilde gelir, o şekilde davranır. Bu bilgiyi bir kere daha teyit etmiş oldum. Diğer bir deyişle, ne ekersen onu biçersin. Her zaman dünyaya verdiğimizin yansımasını alıyoruz. Daha fazlasını ya da daha azını değil.

Eğer iyi ve nazik bir insansak, çevremizden gördüğümüz de aşağı yukarı aynı oluyor. Tabii her zaman böyle olacağı anlamına gelmiyor. Ne kadar nazik ve kibar olursanız olun, kaba insanlarla her daim karşılaşabilirsiniz. Ya da ne kadar kaba ve ters olursanız olun, başkaları size iyi davranabiliyor. Büyük oranda bu gibi durumların bizimle bir ilgisi yoktur. Yani onların düzgün ya da ters davranışları genelde onlarla ilgilidir, sizinle değil. Kötü bir gün yaşayıp bunu size yansıtıyor olabilirler. Ya da zaten kötü olabilirler. Diğer türlü de o anda gayet mutlu oldukları için bu yüzlerine ve hareketlerine yansıyabilir. Bilemezsiniz. Bilmenizin de imkanı yok. Dürüst olmak gerekirse, böyle durumlar çok sık başımıza gelmez. Çoğu zaman biz ne yansıtırsak onu yaşarız. Bu kadar basittir.

Kübalı kadın kitap okuyor.

Örnek olmak: Çocuklar

Gelin çocuklarımızı düşünelim. Onlar ebeveynlerinden ne görürlerse onu uyguluyorlar.

Bizim evde hep kitap ve gazete okunduğu için biz de tüm kardeşlerim olarak kitap okumayı çok severiz ve kitap okuruz. Yani ancak siz kitap okursanız evde, çocuklarınız da kitap okuyacaktır.

Eşinize karşı nazik olursanız, çocuğunuz da başkalarına karşı nazik olmayı öğrenecektir.

Sürekli telefonla uğraşır ve çocuğunuzu susturmak için sürekli eline telefonu verirseniz, onlar da telefon bağımlısı olup çıkarlar.

Örnek listesi uzadıkça uzatılabilir. Ama mesajı verdiğimi düşünüyorum bu örneklerle.

Tam bu noktada bir konuyu da netleştirmek gerekiyor:

İyi olmak, iyi davranmak demek başkalarına bizim iyi niyetimizi kötüye kullanma hakkını vermek anlamına gelmiyor. Biraz önce bahsettiğim gibi, bazen iyi ve nazik de olsak, kötü kişilere denk gelebilir, kötü davranışlara maruz kalabiliriz.

Ya da iyi olduğumuzu görenler, bu iyi niyetimizi kötüye kullanmaya çalışabilirler. İyi olmak adına başkaları için saçımızı süpürge etmenin gereği yoktur yani. Bütün konu başkalarına karşı davranışlarımız ve bize karşı olan davranışları nasıl kavradığımızla ilglidir. Daha fazlası değil.

Einstein’in delilikle ilgili sözü aklıma geliyor tam da bu aşamada. “Delilik sürekli aynı şeyi yapıp farklı sonuçlar beklemektir”.

Buna istinaden ben de sorayım:

Siz, akıllı mısınız yoksa deli mi?

Ya da,

İyi bir insan mısınız yoksa kötü bir insan mı?

Konu çok da siyah beyaz değildir aslına bakarsanız. Hiçbirimiz tam iyi ya da tam kötü olamayız. Ama hangi tarafımızın daha ağır basacağını, hangisini daha çok seçeceğimizi biz belirleriz. Ezidi inancının bu yaklaşımı iyi ve kötüye dair algımı sonsuza kadar değiştirdi. Bu son bilgiyle birlikte, sorumu yeniden, biraz değiştirerek sorayım:

Daha çok iyiyi mi yoksa kötüyü mü tercih ediyorsunuz?

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d bloggers like this: