Hayat Seçimlerden İbarettir

Hayat seçimlerden ibarettir.

Her seçim bir vazgeçiştir.

Her vazgeçiş de aslında bir nevi yeni bir başlangıç.

Geçenlerde çok düşündüm bu konuda. Uzun zamandır düşünüyorum aslında.

Seçimler üzerine düşündüm. Bazılarımız neden daha çok seçimlerimizi kendimiz yaparken bazılarımız seçimlerimizi başkalarına bırakırız?

Seçimlerimizi başkalarına bırakırken gerçekten asıl amacımız nedir?

Benim bu soruya bir cevabım var. Bence başkalarına fikrini sorduğumuzda asıl amacımız vazgeçme gerekliliğinden kurtulmak ilk aşamada. Çünkü karar vermeyince vazgeçmemiş oluyoruz teknik olarak. Ama bu gerçek mi acaba?

Paralelinde başka bir konu: Tercih için başkalarına sorduğumuzda, onların fikirlerini aldığımızda, biraz daha geniş resmi görebiliyoruz. Faydalı mı? Kesinlikle. Yalnız o andan sonra asıl konu başlıyor. Birçoğumuz o önerileri, teşvikleri, hatta bazen ısrarları aldıktan sonra tercihlerden önerileni seçiyoruz, evet.

Peki kötü ise sonuç? Beklediğimiz gibi değilse? O zaman işte, karşımızdakini suçluyoruz.

“Senin yüzünden bunu yaptım”,

“Sana güvendim”,

“Bana bunu sen yaptırdın”.. gibi konuşmalara başlarız.

Soru şu: Son tahlilde o kararı kim verdi?

Bu sorunun cevabı “Ben” olmalı. Çünkü bizimle ilgili konularda her ne kadar en güvendiğimiz insanlara, ailemize de sorsak kararı biz alırız. Onlar almazlar. Biz sadece uygulayıcı olduğumuzu düşünürüz ama öyle değildir. Biz kolayı onların dediğini uygulamak olduğu için böyle davranırız. Kendi bildiğimizi okumaktan bizi kim alıkoyabilir?

  • “Ben”.

Başka bir soru sorayım: Bizi en çok kim üzebilir?

  • “İzin verdiğimiz herkes”

İkisinde de konu aynıdır aslında. Biz başkasına izin verdiğimizde onlar bizim hangi kararı almamıza dair bize bildirimde bulunurlar. Daha fazlası değil. Boğazımıza bıçak dayamazlar o kararı almamız için. Sonuçta boğazımıza bıçak da dayansa, psikolojik baskı altında da olsak, son karar bizimdir, başkalarının ya da uzaylıların değil. O nedenle asıl yapmamız gereken o kararımızı sahiplenmek ve arkasında durmak. Başkalarını suçlamamak.

Kendi eksikliğimizin, kendi korkumuzun bedelini başkalarını suçlayarak üstümüzden atmaya çalışıyoruz. Doğru değil bu. İçinde bulunduğumuz toplumda, kültürde, birey olmamak için o kadar sebebimiz, ve birey olmanın önünde o kadar çok engelimiz var ki… Yalnız bu engelleri kaldırabilecek olan da yine biziz, uzaylılar değil. Ya da başkaları, tanıdıklarımız, yakınlarımız, en sevdiklerimiz değil.

Konunun diğer bir boyutu da başkalarını üzmemek için kimi zaman kendi kararlarımızı almamamız. Halbuki başkalarını, yakınlarımızı, sevdiklerimizi üzmek pahasına da olsa, kendi kararımızı almamız lazım. Çünkü biz önemliyiz. İyi olmak, mutlu olabilmek için bunun farkına varmamız gerekiyor. Ve kendi mutluluğumuzu önceliğimize almamız aynı zamanda. Hayat bizim hayatımız. Biz yaşayacağız, başkaları değil. O halde?

Vazgeçmekten de korkmamalıyız. Çünkü en başta da dediğim gibi, her seçim bir vazgeçiş olsa da aynı zamanda bir başlangıçtır. O başlangıca odaklanmaktan ziyade vazgeçişe odaklanmak bize ne kazandırır?

  • Hiçbir şey. Sadece zaman ve fırsat kaybettirir.

O nedenle daha çok seçim yapıp daha çok vazgeçmeler dileğiyle diyorum.

Tabii ki çok daha fazla yeni başlangıçlara da Merhaba…

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: