Browse By

Âzem Ne Demek?

Önce ismimin hikayesi ile başlamalıyım sanırım. Öylesi daha doğru olacak. Bir insan Yılmaz Güney hayranı ise, çocuğunun adını daha önce Memo koymaya karar vermiş olsa dahi izlediği filmden etkilenip Âzem olarak kararını değiştirebilir. Benim durumda da aynen böyle olmuş.

Babamın, annem daha benden hamile iken, aklında Memo adı varmış benim için. Mehmet değil ama, Memo. Zaten öyle söyleneceğini düşünmüş belki de. Sıradan isim koymama gibi bir düşüncesi de var tabii. Daha sonra, o dönemki Yılmaz Güney hayranlığı ve 1974 yapımı olmasına rağmen 1981’de denk gelip izlediği Arkadaş (wikipedia) filmi kararını değiştirmiş. Yılmaz Güney, ya da filmdeki adıyla Âzem, filmde öğrencilik döneminden arkadaşı Kerim’i ziyaret eden bir mühendistir. Film boyunca, özellikle Melike Demirağ ile olan konuşmalarında, Âzem’in A’sının üstünde şapka olması, şapkalı Azem, yani Âzem olması üzerine konuşulur.

 

yilmaz-gu%cc%88ney-arkadas%cc%a7-filmi

 

Çocukluğum boyunca büyüklerimin hep bana ”Şapkalı Âzem, şapkan nerede?” diye takılmasını hatırlarım. Bu espri hiç eskimedi. Büyüyünceye kadar tabii ki.

Daha o zamanlar adımın farklı olması bir yandan hoşuma giderken diğer yandan da anlamı konusunda beni düşündürmüştü. Neydi Âzem’in anlamı peki? Bir de hemen her yeni tanıştığım kişi adımın anlamını sorunca, bana da adımın ne anlama geldiğini öğrenmek düşmüştü. Öyle bir isim ki Âzem, kimse tam olarak anlamını bilmiyor. Nedenini birazdan anlatacağım.

İlk olarak ilkokuldayken merak etmiştim adımın anlamını. Babam Farsça’da ‘büyük ağabey’ anlamına geldiğini söylemişti. Ama bu beni tatmin etmemişti, daha o zamanlardan. ‘Başka bir anlamı olmalı lazım’ diye düşünüyordum. Gerçi bir yandan da hoşuma gitmişti. Zaten evde de büyük ağabey olduğumdan, adım bana uymuştu.

Liseye başladıktan sonra, daha ilk senede İngilizce öğretmenimin tavsiyesi ile Newsweek dergisine abone olmuştum. Gelen dergilerin birçoğunun dil seviyesi beni fazla aştığı için birkaç sayfadan sonra okumaya devam etmiyordum. Ama 1996 yılındaki sayılardan birinde adımı görmüştüm. Bir fotoğrafın altında Azem Dautovic (Newsweek’teki İngilizce haber) kayıptı. Srebrenica Katliamı sırasında kaybolan, kaybedilen sayısız erkekten biri idi. İlk defa adaşımla denk gelmek bir yandan güzel iken, Azem Dautovic’in kayıp olması ayrıca üzmüştü beni. Bosnalı bir insanın adının Âzem olması da adımın sadece Arapça’da değil başka dillerde de olduğu anlamına geliyordu.

O dönemde ‘büyük ağabey’ devam ediyor ama anlam arayışım da durmuyordu. O dönemde Ağrı’da İran’dan gelen çok sayıda mülteci vardı. Polis de nispeten uzaktan kontrol ediyordu mültecileri. Bir gün bir mülteci ile sohbet imkanı bulduk arkadaşımla. Tanışma faslı sırasında, ki İngilizce konuşuyorduk o zamanlar, adını şimdi hatırlayamadığım mülteci bana adımın farklı bir anlamını söylemişti: Çölde seyahat eden kişi. Arapça kökenli idi adım. Çok hoşuma gitmişti bu anlam. Zaten daha o zamanlardan içimde gitmek isteyen, gezmek isteyen, dünyayı keşfetmek isteyen bir gezgin vardı. Adımın anlamı da buydu işte: Çölde gezen yolcu. Biraz sonra yanımıza gelen polis yüzünden sohbetimiz fazla ileri gidememişti. Biraz daha konuşup hayat hikayesini öğrenmeyi çok isterdim halbuki.

O andan itibaren artık Farsça’da büyük ağabey anlamını söylemiyordum kimseye. Çünkü İranlı, yani Fars biri bana ismimin Farsça olmadığını söylemişti. Daha nasıl bir onay bekleyebilirdim ki? Bir süre bu bilgi ile idare ettim. Yani ‘çölde seyahat eden kişi’ anlamı ile. Seneler sonra, Dubai’de yaşarken, Arap memleketinde olduğum için daha bir merak salmıştım adımın anlamını öğrenmeye. Farklı anlamları olduğunu hissediyordum çünkü. Arapça kökenli bir kelime olduğunu öğrenmiştim zaten önceden.

İşyerinden Mısırlı bir mimar arkadaş ‘çölde seyahat eden kişi’ anlamını teyit etmişti bana. Evet, çölde seyahat eden anlamına geliyordu ama başka anlamları da vardı. Zaten Arapça gibi dünyanın en zengin dillerinden birinden başka türlüsü beklenemezdi. Mısır Arapça’sı Kur’an-ı Kerim’de kullanılan Arapça’ya en yakın dil olduğu için anlamın teyit edilmesi ayrıca önemli idi benim için.

Yine işyerinde Irak’ta üniversite okumuş muhasebeci arkadaşla konuşurken o da adımın anlamını ‘çok azmeden, azimli’ diye söylemişti. Kendimi düşününce adımın bu anlamıyla da uyumlu idim. Azm, ya da Hazm’den geldiği söylenmişti. Arapça’da ses biraz değişse dahi kelime farklı anlama gelebildiği için tam anlamını bulmak çok da kolay olmuyordu. Herkes adımı kulağına en kolay gelen şekilde değiştirip anlamını söylüyordu.

İnternet sürekli gelişen ve yeni bilgilerin eklendiği bir ortam olduğu için yine öyle bir araştırmam sırasında Suriye’deki bir sarayın adının Azem Sarayı olduğunu öğrenmiştim. Hatta o dönemde kimi arkadaşlarla konuşurken sarayımın olduğunu dahi söylediğim olmuştu.

azem_palace_02

Azem Sarayı – Wikipedia

Başka bir zaman, şimdi nereli olduğunu hatırlamadığım bir Arap arkadaşla tanıştığımda adımı duyunca çok hoşuna gitmiş ve adımın anlamını öğrenmek isteyip istemediğimi sormuştu. Hemen tabii diye cevap vermiştim. Ona göre de Âzem’in anlamı ‘en yüce, en ulu’ idi.

Böylece adımın son anlamını da öğrenmiştim. Yalnız Bosna’da da nispeten yaygın kullanılan bir isim olduğu için oraya bir daha gittiğimde bu konuyu araştırmayı düşünüyorum. O zamana kadar Âzem’in anlamları bu şekilde. Sizin bildiğiniz farklı anlamları varsa, yorum kısmında paylaşırsanız çok sevinirim.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.