Nerelisin? Memleket Neresi?

Nerelisin?

Memleket neresi?

Çocukluğum boyunca ne zaman anneannemle taksiye binsek, anneannem sorardı şöföre. Sonra da başlardı bir muhabbet. Yol bitene kadar. Bazen şöförün tanıdık çıktığı durumlar da oldu. Akraba çıkanı hatırlamıyorum ama az biraz daha yol uzasa, bazılarında o ihtimal dahi olabilirdi muhtemelen.

İlk başta öğrenmeye çalışıyor diye düşünüyordum. Ama sonraları fark ettim ki aslında bu memleket sorma işi biraz daha bağ kurma amaçlı. Bağ kurunca daha az dolandırılacağını düşünüyordu rahmetli anneannem. Dolandırılma derken yolun uzatılması, fazla para almaları, başka bir yere götürme vs. hepsi ihtimaller dahilindeydi. Haklıydı da bir ölçüde. Bizimki gibi güvenin çok az, güvensizliğin ise aşırı fazla olduğu, kimsenin bir başkasına kolay kolay güvenmediği memleketlerde insanlar güvenebilmek için ortak nokta bulma ihtiyacı hissediyor.

Sanırım birçok insanın da memleket sorma ihtiyacı buradan geliyor. Memleketine göre o kişiye güvenip güvenemeyeceğimize karar veriyoruz. A şehrinden ise ‘tamam, iyidir bu kişi’ diye düşünüyor ama B şehrinden ise ‘dikkat etmem lazım buna’ diyebiliyoruz. Bilinç seviyesinde değil bu dediklerim. Daha gerilerde.

‘Şu memleketin insanı şöyledir, bu memleketin insanı böyledir.’

‘O memleketin insanına güvenilmez.’

‘Bu memleketin insanına gözüm kapalı güvenirim.’

Bilerek memleketleri yazmadığımı sanmayın. Bireysel olarak memleketine göre insanlara güvenilip güvenilmeyeceğini bilmem ben. Ve hangi memleketin insanının nasıl olduğunu da bilmiyorum. Söylendiği ortamlarda da konuşmaya kulak tıkamayı tercih ettim.

Aranızda yeni tanıştığı birine memleketini sormayan var mıdır?

Az önce yok dedim ama itiraf edeyim, ben de soruyorum. Ama genelde ilk başta değil. Çok sonra. Gerçi soruyorum dedim ama az soruyorum ben. Nadir desem yeridir.

Başa dönelim. İtiraf edeyim, ben de soruyorum. Ama aynı dili konuştuğum insanlara değil. Farklı dillerin olduğu ortamlarda soruyorum. Neden mi? Tamamen meraktan. O kültürle ilgili birşeyler biliyorsam onları söyleyip o kişiyi şaşırtmak ve etkilemek için belki. Kim bilir?

Bazen de memleketini sorup dilini bildiğim bir ülkeden ise ona kendi dilinde selam verip sohbet edebiliyorum. Böylece farklı bir bağ oluşuyor aramızda. Bir insanın kendi dilini bilen birine güvenmesi demeyeceğim ama ısınması kendi dilini bilmeyen birine göre daha kolay olabiliyor. Deneyimle söylüyorum bunu.

Yine dönelim memleket meselesine. Bir insanla ilk tanıştığınızda onu tanımadığınız için bir ölçüde mesafeli davranırsınız. Bu çok normal. Onu tanımak için sorular sorarsınız. Bu sorular aslında bir yerde önyargılarınız içindir. Karşınızdakini kafanızdaki bir sürü kalıptan, kategoriden birine yerleştirmek istersiniz. Böylece onu daha iyi tanıyacağınızı düşünürsünüz. Ya da güvenip güvenemeyeceğinizi. İşte bu noktada, sadece Türkiye için değil, birçok ülkede de memleket önemli hale geliyor. Televizyondaki dizi ve filmleri az dikkatli izlerseniz aynı sorunun sorulduğuna şahit olabilirsiniz. Hem de birçok farklı ülkede.

Demem o ki, memleket sorduğunuz ve aldığınız cevaba göre kişiyi belli kategoriye yerleştirdiğiniz için kendinizi kötü hissetmenize çok gerek yok. ‘Normal’ olan milyonlarca, belki de milyarlarca insandan birisiniz. İnsanın kendini koruma içgüdüsü bunları yaptırıyor size.

Yalnız atlanan bir nokta var: Her insan başkadır. Hatta, her insan ayrı bir dünyadır. Herhangi bir kategoriye konamayacak kadar da kapsamlıdır. Diğer bir deyişle aslında en gerçek kategorileştirme için 7 milyardan daha fazla kategoriye ihtiyacınız var. Bir de insanların farklı koşullarda, farklı tepkiler verebileceği gerçeğini de bu eşitliğe eklediğinizde ortaya milyarlarca çeşit kategori çıkar.

Bireysel olarak ben, az önce de söylediğim gibi, memleket sormuyorum. O kişiyi tanımama yardımcı olacak şeyler soruyorum. Nelerden hoşlandığını, hobilerini, tutkularını, seyahat etmekten hoşlanıp hoşlanmadığını, sevdiği müzik türünü ve benzeri birçok soruyu. Bu soruların cevapları o kişileri çok daha iyi tanımama yardımcı oluyor. Ve önyargı oluşturmamamı sağlıyor. Böylece çok daha fazla insana güvenebiliyorum.

Ha, bu durum kesinlikle benim önyargılardan muaf bir yaratık olduğum izlenimini vermesin. Öyle birşey tabii ki yok. Dediğim gibi, kendimizi korumak en temel içgüdülerimizden biri. İster istemez ben de önyargılarıma göre hareket ediyorum. Yalnız bunu yaparken dediğim gibi kişinin memleketine, dinine, diline, ırkına, ten rengine göre değil, sorularıma verdiği cevaplara göre yapıyorum.

Ne dersiniz? Sizce de bir nevi de olsa makul bir yaklaşım değil mi bu?

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: