Hayat Sana Güzel

Size de böyle diyenler var mı? O zaman yazıyı okumaya devam edin.

Etrafınızda “Hayat sana güzel” dediğiniz çok insan mı var? O zaman siz de okuyun.

Önce ilk grupla  başlayalım. Aslında hayat size güzel değil hayat size zor. Çünkü hayallerinizin peşinde  gidiyorsunuz. Durmuyorsunuz yerinizde.  Birşeyler olsun diye beklemiyorsunuz. Birşeyler yapıyorsunuz sürekli.

  • Mesela yeterince para mı kazanamıyorsunuz? Hemen alternatif gelir yöntemlerini araştırıyorsunuz. Ve daha fazla kazanmanın bir bazen birden fazla yolunu buluyorsunuz.
  • Seyahat etmek mi  istiyorsunuz? Hemen bir sonraki  tatilinizin planını yapıyorsunuz.
  • İşinizi  mi  beğenmiyorsunuz? Ya  işinizi beğeneceğiniz şekle çeviriyorsunuz,  ya da yeni bir iş bakıyorsunuz zaman  kaybetmeden.
  • Hayatınızdan mutlu  mu değilsiniz? Değiştiriyorsunuz hayatınızı. Hem de kimi zaman tamamen.
  • Yaşadığınız şehirden, ülkeden memnun mu değilsiniz? Başka bir şehre ya da ülkeye taşınıyorsunuz.

Benzer örnekleri daha çoğaltabilirim. Yalnız bu dediklerimi yapmak için hem zaman hem de efor gerekiyor. Ve para da tabii ki. Öyle  kolay olmuyor yani bunlar. Armut  pişip ağzınıza  düşmüyor. Siz o armudun hangi ağaçta olduğunu araştırıp buluyorsunuz. Sonra o ağacın olduğu yere gidip ağaçtan armudu koparıyorsunuz. Ya da armudu satan manavdan/çiftçiden satın alıyorsunuz.

Gelelim çevresindeki arkadaşlarına “hayat sana güzel” diyenlere.

  • Kazandığınız para  size yetmiyor mu?  Siz daha fazlasını kazanmaya çalışmaktan ziyade var olanı daha verimli kullanmaya, masraflarınızı azaltmaya, var olanla yetinmeye çalışıyorsunuz.
  • Seyahat etmek istediğinizde biraz daha tembellik yapıp “ileride biraz daha param olunca gezerim” diye düşünüp erteliyorsunuz seyahat planlarınızı. Ama hayalinizi sorduklarında da “dünyayı gezmek” demekten kendinizi alamıyorsunuz.
  • İşinizi beğenmediğinizde,  hatta orada çalışmak sizi psikolojik anlamda sizi yıpratsa da siz yeni bir iş arayışına girmek, hayatınızı değiştirmek yerine var olan koşullara uyum sağlamaya,  o koşulların bir parçası olmaya çalışıyorsunuz. Size mobbing uygulansa da sesinizi çıkarmıyorsunuz mesela. O işyerine her sabah gittiğinizde belki “akşam olsa da eve gitsem/arkadaşlarla buluşsam” diye hayal kuruyorsunuz her sabah.
  • Hayatınızdan mutlu olmadığınızda ise birşey yapmıyorsunuz. Ya da daha kolay olan içmeyi tercih ediyor olabilirsiniz. Belki mutlu olduğunuzu düşünmeyi tercih ediyorsunuz. Evrene “iyi/olumlu enerji” gönderip siz birşey yapmadan birşeylerin olacağına inanıyor da olabilirsiniz.
  • Yaşadığınız şehirden, ülkeden memnun olmadığınızda ise “yapacak birşey yok” deyip aynı hayatınızı o nefret ettiğiniz şehirde/ülkede devam ettiriyorsunuz.

Bu yaptıklarınızda herhangi bir sorun yok. Çünkü hayat sizin hayatınız ve siz de istediğiniz gibi yaşıyorsunuz. Tek farkla:  Siz sanki o hayatı yaşamaya mecbur olduğunuzu düşünüyorsunuz. Halbuki alternatifiniz illaki vardır. Ya da alternatifi kendiniz yaratabilirsiniz. Hemen olmaz bu dediklerim. Zaman, emek ve para harcamanız gerekir bunları elde etmek için.

Çok sevdiğim bir arkadaşım, Deniz, eğitmenlik yapıyor. Dünyayı da geziyor o arada. Çünkü kendi şirketi var ve dünyanın farklı yerlerinde eğitim veriyor olmak zaten onun hayat kurgusunun içinde. İnsanlar “ne kadar şanslısın” diyor Deniz’e. Halbuki Deniz her seferinde şanslı olmadığını, hayatını kendi tasarladığını, o nedenle öyle bir hayatı olduğunu söylüyor. Haklı da bu söylediklerinde.

İngilizce konusunda bana imrenen çok insan var. Bunu sürekli duyuyorum. Fakat insanlar sanki bunun doğuştan gelen bir yetenek olduğunu sanıyor. Bilmiyorlar ki şu andaki dil seviyeme ulaşmak için senelerce çalıştığımı. Aynı lisede mezun olduğum arkadaşlarım kendilerine yeterince iyi eğitim verilmediğinden yakınıyorlar. Halbuki ben o dönemde İngilizce öğrendiğimi söylüyorum soranlara. Yine aynı konuya geliyorum: Zaman ve emek.

Bazı insanların şanslı olduğunu zannederiz. Şanslı olanlar vardır gerçekten de. Yalnız unutmamak gereken şansın sadece siz hazır olduğunda işe yaradığı gerçeğidir. İstediği hayatı yaşayan insanlar kendilerini o şanslı duruma hazırlayan, aynı zamanda o hayat için çok ciddi emek veren insanlardır. Yeterince emek verince herkesin istediği gibi bir hayatı olabilir.

Tüm mesele ilk adımı atmakta.

O adımın günü bugün mü sizce?

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: