“Dünyayı Kurtarmak” Denen Yalan

 

Fantastik filmleri izleyenler bilir. Hep bir hedef vardır: Dünyayı kurtarmak.

Aynı hedef Marvel, D.C Comics karakterleri için de geçerlidir. Ya da Yenilmezler diye çevrilen, asıl anlamı İntikamcılar ya da Öc Alanlar olan Avengers karakterlerinin her günkü faaliyetleri için. Yani dünyayı kurtarmak.

İşin fantastik tarafını bir yana bırakalım. Son yıllarda iyiden iyiye hissettiğimiz bir küresel ısınma olgusu var. Olguyu da geçti, hayatımızı ve iklimimizi doğrudan değiştirme şeklinde etkilerini göstermeye başladı. Küresel ısınma ile “savaşanlar” veya savaşmaya çalışanların da gösterilen amacı hep aynı: Dünyayı kurtarmak.

Süper kahramanların dünyayı kurtarmaları bence küresel ısınma veya diğer doğal afetlerin dünyayı yok etmelerinden daha gerçekçi. Çünkü süper kahramanlar genelde uzaydan gelen tehditlere karşı savaşıyor ve dünyayı pratik anlamda yok etmekten kurtarıyorlar. Tabii arada başka gezegenler de yok olabiliyor ama konumuz bugün dünyayı kurtarmak.

Peki süper kahramanların dünyayı kurtarması gerçek, fakat küresel ısınmadan dolayı dünyayı kurtarmak o kadar da gerçek değilse küresel ısınma ile savaşanların kurtarmaya çalıştıkları ne? Aslında argo bir cevabı var ama yazıda argo kullanmak istemediğim için daha yazıya yönelik olan cevabı söyleyeyim: İnsan ırkı. Gerçi insan ırkı demek biraz fazla zorlama olur sanki. Çünkü olası afetlerde dünyadaki nüfusun büyük bir kısmı yok olacak olsa da yine de geriye insan yaşamı kalacağı için o dahi tam gerçekleşmiyor.

Daha fazla uzatmadan söyleyeyim en iyisi: Küresel ısınmadan veya farklı tehditlerden dolayı dünyayı kurtarmak isteyenler aslında bizi, insanları kurtarmaya çalışıyor. Biraz da diğer canlı hayatını. Çünkü gelen tehdit, mesela ozon tabakasının belli bölgelerde yok olması, o bölgelerde cilt kanseri riskini oldukça artırıyor. Ya da küresel ısınma yüzünden eriyen buzullar dünyadaki su seviyesini yükselteceği için kıyı şeritlerinin yok olması söz konusu. Mesela Venedik ilk sular altında kalacak olan şehirlerden. Ya da Hollanda, ülke olarak. Çünkü Hollanda denize sıfır, hatta birçok yeri deniz seviyesinin dahi altında. Bu nedenle de sivil toplum konusunda oldukça aktif olan bir arkadaşımın söylediğine göre Amsterdam’ın yarısı GreenPeace’in düzenli destekçisi. Çünkü küresel ısınma sonucunda yaşadıkları memleket ilk sular altında kalacaklardan.

“Bu çabaları yok mu sayalım?” diye düşündüğümü sakın aklınızdan bile geçirmeyin. Çünkü bence bu çabalar önemli ve gerekli. Yalnız hedefin “Dünyayı Kurtarmak” olmaması lazım bence. İnsan ırkı denmeli. Ya da iklim denmeli. Birçok şey denebilir. Ama “Dünyayı Kurtarmak” farklı bir olgu. Çünkü dünya, var olduğundan bu yana çok sayıda değişimden, dönüşümden geçmiş. Bir dönem buz devrini dahi yaşamışız. Bunlara rağmen ayakta kalmış. Nuh’un Gemisi’nin dahi gerçek olduğu söylenir. Çünkü emareleri var farklı yerlerde. O zaman dahi dünya değil, insanlık yok olmaya doğru gitmiş. Ama dünya yerinde kalmış.

Bir çalışma vardı. Tüm insanlık bugün yok olsa, dünya 150 sene içinde kendini toparlayacak, iklim normale dönecek ve “dünya kurtulacak” deniyordu. Sadece 150 sene içinde. Yani dünyanın aslında kurtarılmaya ihtiyacı yok. Kendi haline bırakalım yeter. İnsan vücudu gibi. Bir yerimizde bir yara olduğunda o yara (çok tehlikeli ya da zehirli değilse) bizi ölüme götürmez. Yara kendi kendine iyileşir. Dünya da öyle. Kendi haline bırakalım yeter. Daha fazla kötüye gitmeden. Propaganda amaçlı, insanları kendi hedefimize yönlendirmek, taraftar toplamak için de olsa “Dünyayı Kurtarmak” demeyelim. İnsanları kurtarmak diyelim. Doğrusu o çünkü.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.